Gastronomi çoğu zaman bir tabaktan ibaret sanılır. Oysa bir mutfak tarih, coğrafya, üretim ve kültürel hafızanın birleştiği çok katmanlı bir yapıdır. Bu anlayıştan hareketle ortaya çıkan Milli Mutfak Hareketi, Öner Çulfaz öncülüğünde Türk mutfağını tariflerin ötesinde kökeni, yerel ürünleri, teknik birikimi ve bilimsel altyapısıyla birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu hareketin temel hedefi, Türk mutfağını uluslararası alanda doğru ve güçlü bir şekilde temsil etmek ve yerelden beslenen, küresel ölçekte anlam bulan bir gastronomi dili oluşturmaktır.

Bu yaklaşım, uluslararası platformlarda somut karşılık bulduğunda gerçek anlamına ulaşmaktadır. Bu vizyonun bir parçası olarak, Dr. Mehmet Selman Bayındır ile birlikte Milli Mutfak Hareketi’ni temsilen, 23–25 Mart tarihleri arasında Semerkant’ta düzenlenen Doğu Yemekleri Uluslararası Gastronomi Festivali ve Taste of Samarkand Şampiyonası’na (International Gastronomic Festival: “Sharq Taomlari – Orient Dishes” & “Taste of Samarkand” Championship) katıldık.

Etkinliğe ev sahipliği yapan Semerkant, yaklaşık üç bin yıllık geçmişiyle İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biridir. M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren Çin’den Akdeniz’e uzanan bu büyük ticaret hattı kültürlerin, inançların ve mutfakların karşılaşma alanını oluşturmuştur. Bu süreçte Çin ipeğinin Batı dünyasında yüksek değer kazanması hattın ekonomik önemini artırmış; Semerkant ise bu etkileşimin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu şehir, günümüzde de gastronomi üzerinden kurulan uluslararası etkileşimler için güçlü bir zemin sunmaktadır.

Doğu Yemekleri Uluslararası Gastronomi Festivali ve Taste of Samarkand Şampiyonası, Özbekistan Aşçılar Birliği öncülüğünde Özbekistan Cumhuriyeti Turizmi Geliştirme Devlet Komitesi, Semerkant Bölgesi Devlet İdaresi, Özbekistan UNESCO Millî Komisyonu ve İpek Yolu Uluslararası Turizm ve Kültür Üniversitesi iş birliğiyle çok paydaşlı bir yapı içinde hayata geçirilmiştir. Bu yapı, etkinliğin kurumsal ve stratejik bir gastronomi platformu niteliği taşıdığını göstermektedir.

Etkinliğin temel hedefleri arasında Özbek mutfağının küresel ölçekte tanıtılması, geleneksel mutfak mirasının korunması ve “Taste of Samarkand” Uluslararası Elçisi programı aracılığıyla bu mirasın sürdürülebilirliğinin sağlanması yer almaktadır. Ayrıca UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi kapsamında gerçekleştirilen bilimsel ve uygulamalı konferans, etkinliğe akademik bir derinlik de kazandırmıştır.

Etkinliğe başta Türkiye olmak üzere Pakistan, Kırgızistan, Kazakistan, Rusya, Azerbaycan, Güney Kore ve Galler’den gelen şefler ve akademisyenlerin yanı sıra kamu kurumları temsilcileri, sektör paydaşları ve öğrenciler katılım sağlamıştır. Bu katılımcı profili, gastronominin farklı boyutlarını aynı zeminde buluşturmuştur. Başlangıçta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Tunus, Hırvatistan, Hindistan, İtalya, İran, Ukrayna, Sırbistan, İsviçre, Belarus, Avustralya, Lübnan, Avusturya ve Maldivler gibi daha geniş bir katılımla planlanan organizasyon, küresel ve bölgesel gelişmelerden etkilenmiştir. Özellikle İran ile Amerika arasındaki gerilim, Körfez ülkelerinde yaşanan uçuş iptalleri ve seyahat kısıtlamaları, bazı ülkelerin katılımını sınırlandırmıştır. Buna rağmen etkinlik, uluslararası etkileşim gücünü koruyan önemli bir platform olmayı sürdürmüştür.

Etkinlik kapsamında 23 Mart tarihinde, İpekyolu Turizm ve Kültürel Miras Üniversitesi ev sahipliğinde uluslararası bilimsel ve uygulamalı bir konferans gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Rusya, Galler, Pakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan katılımcıların yer aldığı bu oturumlarda, milli mutfaklar UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası çerçevesinde ele alınmıştır. Ülkeler, kendi mutfaklarını tanıtım, markalaşma ve gastrodiplomasi perspektifinden değerlendirirken gastronominin kültürel temsil gücü ön plana çıkmıştır.

Bu çerçevede gerçekleştirilen sunumlar arasında Türk mutfağına ilişkin değerlendirmeler de yer almıştır. Tarafımca “UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Çerçevesinde Türk Mutfağı” başlıklı bir sunum gerçekleştirilmiş; Türk mutfağının tarihsel birikimi, kültürel çeşitliliği ve gastronomik zenginliği çok katmanlı bir yapı içinde ele alınmıştır. Sunumda Türk kahvesi ve geleneği, keşkeğin törensel yapısı, mesir macunu festivali, ince ekmek yapımı geleneği, çay kültürü, iftar geleneği ve zeytin yetiştiriciliğine ilişkin bilgi birikimi, Türk mutfağının kültürel derinliğini ortaya koyan önemli örnekler olarak öne çıkmıştır. Dr. Mehmet Selman Bayındır ise Türk mutfağını gastrodiplomasi perspektifinden değerlendirerek mutfağın uluslararası temsil gücüne dikkat çekmiştir. Bu sunumlar, Türk mutfağının güçlü bir uluslararası anlatı potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymuştur. Sahada gözlemlenen ilgi, Türk mutfağının uluslararası düzeyde giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu göstermektedir.

Uygulama kısmında ise Türk kahvesi, geleneksel sunum ritüeline uygun olarak cezve, fincan ve lokum eşliğinde ikram edilmiş; bunun yanı sıra Isparta’ya özgü gül kahvesi ve lavanta kahvesi tanıtılarak yerel ürünlerin gastronomik değeri uluslararası katılımcılarla paylaşılmıştır. Benzer şekilde Güney Kore, Galler ve diğer ülkelerden gelen katılımcılar da kendi mutfaklarına ait UNESCO tescilli yemekleri sunarak kültürel miraslarını gastronomi üzerinden ifade etmiştir. Bu karşılıklı sunumlar, gastronominin kültürler arası iletişimde evrensel bir dil olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yazıda ele alınan uluslararası gastronomi buluşmasının ardından önümüzdeki sayılarda Özbek mutfağının yapısı, Semerkant ve Buhara’nın gastronomi ile iç içe geçmiş kültürel dokusu, yerel lezzet durakları ve bu şehirlerin keşif rotaları daha ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
