Şennur Enginler
Köşe Yazarı
Şennur Enginler
 

Eğlenmek mi, eğlenenlere şahit olmak mı mutlu eder?

Bazen eğlenmekten çok, eğlenenlere bakmak mutlu eder insanı. Uzaktan bakınca, on binlerce kişinin aynı anda, sınırsız ve güvenle eğlenmesi garip mi? Aslında değil. Ama zihnimden bu soru neden geçti, onu düşünmeden edemedim. Belki de cevabı, karnavaldan sonra gelen bir mesajda saklıydı. Keşfette görüp takip etmeye başlayan bir takipçim yazdı: “Sizi karnavalda gördüm, tam arkanızdaydım. O kadar güzel eğleniyordunuz ki Türk olduğunuzu hiç düşünmedim.” Bu cümle, karnavalla ilgili yazmayı planladığım metni bambaşka bir yöne çevirdi. Çünkü artık mesele yalnızca bir etkinlik değil; bir ruh hâli, bir güven duygusu ve tanıklık meselesiydi. Sohbet ilerledikçe aynı noktada buluştuk: “Bu atmosfer neden Türkiye’de yok?” ya da “Aslında var mı?” İlk akla gelenler televizyon dizileri oldu. Sokaklar, kostümler, kalabalıklar… Ellerinde ne olurdu, yüzlerinde hangi ifade olurdu? Kafamın üzerinde dolaşan bu hayali baloncuğu usulca kovalayıp, anın ve anıların tadına geri döndüm. Çünkü burası bir kurgu değildi. Burası İskeçe (Xanthi)’ydi. Ve bu da İskeçe Karnavalıydı. Peki nedir bu karnaval? Bugün sokaklarda gördüğümüz maskeler, yüz boyamaları ve kolektif eğlence hâli; tek bir döneme ya da tek bir inanca ait değil. İskeçe Karnavalı, farklı zamanların ve anlatıların üst üste binerek günümüze ulaştığı bir kültürel hafızayı temsil ediyor. Birinci katman, yazılı kaynaklara dayanan kanonik Hristiyan anlatısıdır. Özellikle Matta İncili’nde aktarılan hikâyede, İsa Mesih’in doğumu, dönemin siyasi iktidarı için bir tehdit olarak algılanır. Herod’un Beytüllahim ve çevresindeki iki yaş altı erkek çocukların öldürülmesini emretmesi, Hristiyan geleneğinde “Masumların Katliamı” olarak anılır. Metne göre Yusuf’un ilahi bir uyarıyla Meryem ve İsa’yı Mısır’a kaçırmasıyla çocuk İsa kurtulur. Ancak dikkat çekici olan şu: Bu kanonik metinlerde maske, yüz boyama ya da toplu gizleme ritüelleri yer almaz. İkinci katman ise tam da burada başlar; yazılı metinlerden değil, halk belleğinden ve folklordan doğar. Balkanlar, Trakya ve Kuzey Yunanistan’da anlatılan bu halk hikâyesine göre, askerlerin çocuk İsa’yı ayırt edememesi için çocukların yüzleri boyanır, maskeler takılır, herkes birbirine benzetilir. Tehlike geçince yüzler yıkanır, bedenler arınır ve korkunun yerini coşkulu bir eğlence alır. Akademik çevrelerde bu anlatı, tarihsel bir olaydan çok; eski pagan ritüellerinin Hristiyan sembolizmiyle yeniden yorumlanması olarak değerlendirilir. Çünkü maske, kimliğin askıya alınması, kaosun ardından gelen arınma fikri; Antik Yunan’daki Dionysos şenliklerinin temel unsurlarıyla birebir örtüşür. Dionysos ritüellerinde de önce taşkınlık, sonra arınma ve yeniden doğuş vardır. Hristiyanlık, bu köklü geleneği tamamen ortadan kaldırmak yerine dönüştürmüş; eğlenceyi Büyük Oruç öncesine, arınmayı ise oruç dönemine yerleştirmiştir. Böylece karnaval → arınma → sessizlik döngüsü oluşmuştur. Bugün İskeçe sokaklarında gördüğümüz şey, işte bu iki hafızanın birlikte yaşamasıdır. Ne yalnızca pagan bir kalıntı, ne de bütünüyle teolojik bir ritüel… Daha çok, insanın korkuyla, iktidarla, doğayla ve birlikte olma ihtiyacıyla kurduğu kadim ilişkinin güncel bir ifadesi. Bizim baktığımız yerden ise karnaval; rengârenk kostümlerden önce, yüksek müzikten önce, kalabalıktan bile önce, huzurla ve mutlulukla yaşanan bir eğlence hâli. Belki de bu yüzden eğlenmek kadar, eğlenenlere şahit olmak da mutlu ediyor insanı. Çünkü orada, o anda, kim olduğun değil; birlikte olabildiğin önem kazanıyor. Ve ben, o hayali baloncuğu biraz daha yukarı bırakıp, bu anın içinde kalmayı seçiyorum. Çünkü burası İskeçe. Çünkü bu bir karnaval. Ve çünkü bazen en gerçek şey, sadece neşenin kendisi oluyor. Yolumuz mutluluğa neşeye çıksın sevgiyle güzel günlerde buluşalım …
Ekleme Tarihi: 24 Şubat 2026 -Salı
Şennur Enginler

Eğlenmek mi, eğlenenlere şahit olmak mı mutlu eder?

Bazen eğlenmekten çok, eğlenenlere bakmak mutlu eder insanı. Uzaktan bakınca, on binlerce kişinin aynı anda, sınırsız ve güvenle eğlenmesi garip mi? Aslında değil. Ama zihnimden bu soru neden geçti, onu düşünmeden edemedim.

Belki de cevabı, karnavaldan sonra gelen bir mesajda saklıydı. Keşfette görüp takip etmeye başlayan bir takipçim yazdı: “Sizi karnavalda gördüm, tam arkanızdaydım. O kadar güzel eğleniyordunuz ki Türk olduğunuzu hiç düşünmedim.”

Bu cümle, karnavalla ilgili yazmayı planladığım metni bambaşka bir yöne çevirdi. Çünkü artık mesele yalnızca bir etkinlik değil; bir ruh hâli, bir güven duygusu ve tanıklık meselesiydi.

Sohbet ilerledikçe aynı noktada buluştuk:

“Bu atmosfer neden Türkiye’de yok?” ya da “Aslında var mı?” İlk akla gelenler televizyon dizileri oldu. Sokaklar, kostümler, kalabalıklar… Ellerinde ne olurdu, yüzlerinde hangi ifade olurdu?

Kafamın üzerinde dolaşan bu hayali baloncuğu usulca kovalayıp, anın ve anıların tadına geri döndüm. Çünkü burası bir kurgu değildi. Burası İskeçe (Xanthi)’ydi. Ve bu da İskeçe Karnavalıydı.

Peki nedir bu karnaval?

Bugün sokaklarda gördüğümüz maskeler, yüz boyamaları ve kolektif eğlence hâli; tek bir döneme ya da tek bir inanca ait değil. İskeçe Karnavalı, farklı zamanların ve anlatıların üst üste binerek günümüze ulaştığı bir kültürel hafızayı temsil ediyor.

Birinci katman, yazılı kaynaklara dayanan kanonik Hristiyan anlatısıdır. Özellikle Matta İncili’nde aktarılan hikâyede, İsa Mesih’in doğumu, dönemin siyasi iktidarı için bir tehdit olarak algılanır. Herod’un Beytüllahim ve çevresindeki iki yaş altı erkek çocukların öldürülmesini emretmesi, Hristiyan geleneğinde “Masumların Katliamı” olarak anılır. Metne göre Yusuf’un ilahi bir uyarıyla Meryem ve İsa’yı Mısır’a kaçırmasıyla çocuk İsa kurtulur.

Ancak dikkat çekici olan şu: Bu kanonik metinlerde maske, yüz boyama ya da toplu gizleme ritüelleri yer almaz.

İkinci katman ise tam da burada başlar; yazılı metinlerden değil, halk belleğinden ve folklordan doğar. Balkanlar, Trakya ve Kuzey Yunanistan’da anlatılan bu halk hikâyesine göre, askerlerin çocuk İsa’yı ayırt edememesi için çocukların yüzleri boyanır, maskeler takılır, herkes birbirine benzetilir. Tehlike geçince yüzler yıkanır, bedenler arınır ve korkunun yerini coşkulu bir eğlence alır.

Akademik çevrelerde bu anlatı, tarihsel bir olaydan çok; eski pagan ritüellerinin Hristiyan sembolizmiyle yeniden yorumlanması olarak değerlendirilir. Çünkü maske, kimliğin askıya alınması, kaosun ardından gelen arınma fikri; Antik Yunan’daki Dionysos şenliklerinin temel unsurlarıyla birebir örtüşür. Dionysos ritüellerinde de önce taşkınlık, sonra arınma ve yeniden doğuş vardır. Hristiyanlık, bu köklü geleneği tamamen ortadan kaldırmak yerine dönüştürmüş; eğlenceyi Büyük Oruç öncesine, arınmayı ise oruç dönemine yerleştirmiştir. Böylece karnaval → arınma → sessizlik döngüsü oluşmuştur.

Bugün İskeçe sokaklarında gördüğümüz şey, işte bu iki hafızanın birlikte yaşamasıdır. Ne yalnızca pagan bir kalıntı, ne de bütünüyle teolojik bir ritüel… Daha çok, insanın korkuyla, iktidarla, doğayla ve birlikte olma ihtiyacıyla kurduğu kadim ilişkinin güncel bir ifadesi.

Bizim baktığımız yerden ise karnaval; rengârenk kostümlerden önce, yüksek müzikten önce, kalabalıktan bile önce, huzurla ve mutlulukla yaşanan bir eğlence hâli. Belki de bu yüzden eğlenmek kadar, eğlenenlere şahit olmak da mutlu ediyor insanı.

Çünkü orada, o anda, kim olduğun değil; birlikte olabildiğin önem kazanıyor.

Ve ben, o hayali baloncuğu biraz daha yukarı bırakıp, bu anın içinde kalmayı seçiyorum.

Çünkü burası İskeçe.

Çünkü bu bir karnaval.

Ve çünkü bazen en gerçek şey, sadece neşenin kendisi oluyor.

Yolumuz mutluluğa neşeye çıksın sevgiyle güzel günlerde buluşalım …

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.