Begüm Kurtay
Köşe Yazarı
Begüm Kurtay
 

Ağustos ayının rotaları...

Ne ara ağustosa geldik, yazın son sayfalarını çevirmeye başladık gerçekten anlamadım. Daha dün “Bu yaz kesin şuraya giderim.” dediğimiz planlar hâlâ ajandamızda duruyor. Ama güzel haber şu; yaz henüz bitmedi. Hâlâ keşfedecek rotalar, kurulacak sofralar ve biriktirilecek anılar var. Ben de bu ay rotamı İstanbul’un en sevdiğim duraklarına çevirdim. Boğaz’ın kıyısından başlayıp Ortaköy’den Akaretler’e uzandım, ardından Anadolu Yakası’na geçtim, vapura atlayıp Büyükada’nın huzuruna kaçtım. Yolculuğumu ise şehirden uzaklaşmadan tatil hissini yaşayabileceğiniz keyifli bir otel deneyimiyle tamamladım. Hazırsanız, yaz mevsimine birlikte son gaz devam edelim. İşte ağustos ayının favori rotaları… “Boğaz’da benimle sinema gecesine gelir misin?” Sanırım bu davete kimse hayır diyemez. Ben de diyemedim ve yazın en keyifli etkinliklerinden biri olan Feriye Açık Hava Sineması’nda yerimi aldım. Geçtiğimiz yıldan beri takip ettiğim bu etkinliği, bu yaz deneyimleme fırsatı buldum ve tüm detaylarıyla gerçekten beklentilerimin karşılığını aldım. C-Paces organizasyonuyla hazırlanan etkinlikte her ayrıntı özenle düşünülmüş. Ana sponsor Godiva olunca gecenin en tatlı sürprizi de kaçınılmazdı. Etkinlik boyunca misafirlere ücretsiz olarak sunulan çikolatalar sayesinde adeta küçük bir çikolata festivali yaşandı. Bilet seçenekleri ise tamamen nasıl bir deneyim yaşamak istediğinize göre şekilleniyor. Daha ekonomik bir alternatif isteyenler için sinema bileti ve patlamış mısır içeren klasik paket yeterli oluyor. Ancak “Boğaz manzarasında özel bir sinema gecesi yaşamak istiyorum.” diyorsanız benim de tercih ettiğim VIP paketlere göz atabilirsiniz. Piknik çantası konseptiyle hazırlanan bu deneyimde ihtiyaç duyabileceğiniz her şey sizin için düşünülmüş. VIP-1 ve VIP-2 olmak üzere iki farklı seçenek bulunurken, akşam yemeğiyle başlayan özel paketlerde önce Feriye Lokantası’nda yemeğinizi yiyip ardından filminizi izleyebiliyorsunuz. Yaz akşamlarını unutulmaz bir anıya dönüştürmek isteyenler için kesinlikle tavsiye edeceğim etkinliklerden biri. Begüm’ün Notu: Tekrar gider miyim? Hiç düşünmeden evet. Boğaz’ın büyüleyici atmosferinden ayrılmaya niyetim yoktu. Bu yüzden rotamı birkaç adım öteye çevirip geceye lezzet katacak iki yeni mekân keşfettim. Erhan Saffar’ın davetiyle Boğaz’ın en yeni buluşma noktalarından ikisini deneyimleme fırsatı yakaladım. İlk durağımız olan İki Nesil Ocakbaşı, geleneksel ocakbaşı kültürünü modern bir yorumla buluşturuyor. Menüsünde Adana kebaptan çöp şişe, künefeden katmere kadar Türk mutfağının sevilen lezzetleri özenle hazırlanıyor. Boğaz manzarası eşliğinde hem keyifli hem de lezzet dolu bir akşam geçirmek isteyenler için oldukça başarılı bir alternatif. Hemen iç içe yer alan Comite Lounge ise bambaşka bir atmosfer sunuyor. İtalyan mutfağından ilham alan menüsü, şık dekorasyonu ve sıcak ambiyansıyla sizi kısa süreliğine de olsa İtalya sokaklarında hissettiriyor. İki farklı konsepti aynı lokasyonda deneyimleyebilmek ise gecenin en güzel sürprizlerinden biri oluyor. Begüm’ün Notu: Aynı akşam içinde iki farklı mutfak deneyimi yaşamak isteyenler için harika bir rota. Lezzet dolu bir akşamın ardından sırada kısa ama keyifli bir kahve molası vardı. Rotam bu kez Akaretler’e uzandı. Uzun yıllardır kahvelerini ve menüsündeki diğer lezzetleri severek tükettiğim Mikel Coffee, bu kez yepyeni konseptiyle karşıma çıktı. Şimdilik İstanbul’da Akaretler ve Bomonti şubelerinde ve Ankara’da hizmet veren bu yeni konsept özellikle yaz aylarında ferahlatıcı içecekleriyle dikkat çekiyor. Benim favorilerim Granita Çilek, Freddo Cappuccino Classic ve Freddo Espresso Classic oldu. Tatlılara geçtiğimizde ise seçim yapmak neredeyse imkânsızdı. Sipariş üzerine özel şefi tarafından taptaze hazırlanan çıtır profiterol ve tiramisu arasında uzun süre kararsız kaldım. Sonunda ikisini de denedim ve ikisini de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Ancak günün yıldızı benim için kesinlikle Çikonut oldu. Bugüne kadar birçok farklı yerde denemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki yediklerim arasında zirveye yerleşti. Gittiğinizde mutlaka deneyin; sonrasında favoriniz hangisi oldu, benimle paylaşmayı unutmayın. Begüm’ün Notu: Menüden tek bir şey seçecek olsam, gözüm kapalı Çikonut derim. Avrupa Yakası’ndan ayrılıp Boğaz’ın karşı kıyısına geçerken bu kez rotam beni Beylerbeyi’nin sakin sokaklarına götürdü. Beylerbeyi Sarayı’na yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Merci, sıcak atmosferi ve lezzetli menüsüyle kısa bir mola vermek isteyenler için oldukça keyifli bir durak. Ev yapımı limonatası ve zengin kahvaltısı gerçekten başarılı olsa da beni en çok etkileyen kısmı tatlıları oldu. Daha kapıdan içeri adım attığımız anda mis gibi brownie kokusu bizi karşıladı. Açıkçası o kokudan sonra kalori hesabı yapmayı tamamen bıraktık ve hemen bir porsiyon söyledik. İyi ki de tatlıya “hayır” diyemeyenlerdenim. Yoksa bu enfes lezzetten mahrum kalacaktım. Begüm’ün Notu: Brownie kokusuna direnebilen varsa bana da sırrını anlatsın. Şehrin temposuna kısa bir mola verdikten sonra bu kez vapura atlayıp rotamı İstanbul’un en huzurlu kaçış noktalarından biri olan Büyükada’ya çevirdim. Adanın huzurlu sokaklarında yürüdükten sonra ilk durağım tabii ki güzel bir sofra oldu. Büyükada’nın en sevilen lezzet duraklarından biri olan Fıçı Balık, taptaze deniz ürünlerinden birbirinden lezzetli mezelerine, ev yapımı reçellerinden sıcak misafirperverliğine kadar her detayıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor. İster gün batımında keyifli bir akşam yemeği, ister sakin bir ada sabahında uzun bir kahvaltı planlayın; burası her öğün için doğru adreslerden biri. Menüde özellikle zeytinyağlı dolma ve roka salatasını gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Eminim denedikten sonra bana hak vereceksiniz. Yolunuz Büyükada’ya düşerse listenize mutlaka ekleyin. Begüm’ün Notu: Masaya ilk gelecekler belli: Zeytinyağlı dolma ve roka salatası. Büyükada’da günübirlik gezmek kadar birkaç gün konaklamanın da bambaşka bir keyfi var. Adadaki kaçamağım boyunca evim gibi hissettiren adres ise Ank’ada Ayanikola oldu. Büyükada’nın huzurlu atmosferinde konaklamak isteyenler için Ank’ada Ayanikola, misafirperverliğiyle öne çıkan adreslerden biri. Biz otelde hem yağmurlu hem de güneşli iki gün geçirdiğimiz için iki farklı atmosferi de deneyimleme şansı yakaladık. Hava şartları elverişli olduğunda misafirlerini iskeleden özel teknesiyle otele ulaştıran tesis, olumsuz hava koşullarında ise elektrikli araçlarla konforlu bir transfer hizmeti sunuyor. Ada içerisinde ulaşım için kullanılan elektrikli minibüsleri de tercih edebilirsiniz. Üstelik Akbil ve kredi kartı geçerli olduğu için ulaşım oldukça pratik. Doğanın içinde huzurlu birkaç gün geçirmek isteyenler için Ank’ada Ayanikola, Büyükada’nın en keyifli konaklama alternatiflerinden biri. Begüm’ün Notu: Yağmurlu ya da güneşli… Büyükada’nın her hali ayrı güzel. Radisson Blu Hotel İstanbul Ottomare Peki ya “Şehirden uzaklaşacak vaktim yok ama kendime de küçük bir kaçamak yapmak istiyorum.” diyenler? O zaman rotanın son durağı Zeytinburnu’ndaki Radisson Blu Hotel İstanbul Ottomare. Uzun yollar yapmadan da tatil hissini yaşayabileceğinizi hatırlatan bu otel, şehir içinde nefes alabileceğiniz keyifli bir kaçış noktası. Özellikle çocuklu aileler ve otel konforundan vazgeçemeyenler için şehir içinde böyle bir kaçış noktası büyük avantaj sağlıyor. Otelin içerisinde yer alan Sueno Spa Center’da açık ve kapalı yüzme havuzlarının yanı sıra spor salonu, sauna, hamam ve spa hizmetleri de bulunuyor. Masaj bölümünde kişiye özel odaların yanında çiftlere özel VIP masaj odaları da mevcut. Günün tüm yorgunluğunu geride bıraktıktan sonra ise Fine Mare Restaurant’da lezzetli bir akşam yemeğiyle günü tamamlayabilirsiniz. Bazen iyi hissetmek için şehir dışına çıkmaya gerek kalmıyor; doğru oteli seçmek yeterli oluyor. Begüm’ün Notu: Bazen iyi hissetmek için şehir dışına çıkmak değil, doğru oteli seçmek yeterli oluyor. İstanbul’un en güzel yanı, her semtinde bambaşka bir hikâye saklaması. Bu ay ben; Boğaz’ın eşsiz manzarasında film izledim, yeni lezzetler keşfettim, kahve molaları verdim, vapura atlayıp Büyükada’nın huzuruna kaçtım ve günü şehirden uzaklaşmadan tatil hissi yaşatan bir otelde noktaladım. Belki siz de bu ay rotanızı bu önerilerden biriyle değiştirmek istersiniz. Eğer yollarımız bu duraklardan birinde kesişirse ya da önerilerimden birini denerseniz, yorumlarınızı duymayı çok isterim. Bir sonraki sayıda yeni rotalarda yeni bir mevsimde buluşmak üzere…
Ekleme Tarihi: 29 Temmuz 2026 -Çarşamba
Begüm Kurtay

Ağustos ayının rotaları...

Ne ara ağustosa geldik, yazın son sayfalarını çevirmeye başladık gerçekten anlamadım. Daha dün “Bu yaz kesin şuraya giderim.” dediğimiz planlar hâlâ ajandamızda duruyor. Ama güzel haber şu; yaz henüz bitmedi. Hâlâ keşfedecek rotalar, kurulacak sofralar ve biriktirilecek anılar var.

Ben de bu ay rotamı İstanbul’un en sevdiğim duraklarına çevirdim. Boğaz’ın kıyısından başlayıp Ortaköy’den Akaretler’e uzandım, ardından Anadolu Yakası’na geçtim, vapura atlayıp Büyükada’nın huzuruna kaçtım. Yolculuğumu ise şehirden uzaklaşmadan tatil hissini yaşayabileceğiniz keyifli bir otel deneyimiyle tamamladım.

Hazırsanız, yaz mevsimine birlikte son gaz devam edelim. İşte ağustos ayının favori rotaları…

“Boğaz’da benimle sinema gecesine gelir misin?”

Sanırım bu davete kimse hayır diyemez. Ben de diyemedim ve yazın en keyifli etkinliklerinden biri olan Feriye Açık Hava Sineması’nda yerimi aldım.

Geçtiğimiz yıldan beri takip ettiğim bu etkinliği, bu yaz deneyimleme fırsatı buldum ve tüm detaylarıyla gerçekten beklentilerimin karşılığını aldım. C-Paces organizasyonuyla hazırlanan etkinlikte her ayrıntı özenle düşünülmüş.

Ana sponsor Godiva olunca gecenin en tatlı sürprizi de kaçınılmazdı. Etkinlik boyunca misafirlere ücretsiz olarak sunulan çikolatalar sayesinde adeta küçük bir çikolata festivali yaşandı.

Bilet seçenekleri ise tamamen nasıl bir deneyim yaşamak istediğinize göre şekilleniyor. Daha ekonomik bir alternatif isteyenler için sinema bileti ve patlamış mısır içeren klasik paket yeterli oluyor.

Ancak “Boğaz manzarasında özel bir sinema gecesi yaşamak istiyorum.” diyorsanız benim de tercih ettiğim VIP paketlere göz atabilirsiniz. Piknik çantası konseptiyle hazırlanan bu deneyimde ihtiyaç duyabileceğiniz her şey sizin için düşünülmüş.

VIP-1 ve VIP-2 olmak üzere iki farklı seçenek bulunurken, akşam yemeğiyle başlayan özel paketlerde önce Feriye Lokantası’nda yemeğinizi yiyip ardından filminizi izleyebiliyorsunuz.

Yaz akşamlarını unutulmaz bir anıya dönüştürmek isteyenler için kesinlikle tavsiye edeceğim etkinliklerden biri.

Begüm’ün Notu: Tekrar gider miyim? Hiç düşünmeden evet.

Boğaz’ın büyüleyici atmosferinden ayrılmaya niyetim yoktu. Bu yüzden rotamı birkaç adım öteye çevirip geceye lezzet katacak iki yeni mekân keşfettim.

Erhan Saffar’ın davetiyle Boğaz’ın en yeni buluşma noktalarından ikisini deneyimleme fırsatı yakaladım.

İlk durağımız olan İki Nesil Ocakbaşı, geleneksel ocakbaşı kültürünü modern bir yorumla buluşturuyor. Menüsünde Adana kebaptan çöp şişe, künefeden katmere kadar Türk mutfağının sevilen lezzetleri özenle hazırlanıyor. Boğaz manzarası eşliğinde hem keyifli hem de lezzet dolu bir akşam geçirmek isteyenler için oldukça başarılı bir alternatif.

Hemen iç içe yer alan Comite Lounge ise bambaşka bir atmosfer sunuyor. İtalyan mutfağından ilham alan menüsü, şık dekorasyonu ve sıcak ambiyansıyla sizi kısa süreliğine de olsa İtalya sokaklarında hissettiriyor. İki farklı konsepti aynı lokasyonda deneyimleyebilmek ise gecenin en güzel sürprizlerinden biri oluyor.

Begüm’ün Notu: Aynı akşam içinde iki farklı mutfak deneyimi yaşamak isteyenler için harika bir rota.

Lezzet dolu bir akşamın ardından sırada kısa ama keyifli bir kahve molası vardı. Rotam bu kez Akaretler’e uzandı.

Uzun yıllardır kahvelerini ve menüsündeki diğer lezzetleri severek tükettiğim Mikel Coffee, bu kez yepyeni konseptiyle karşıma çıktı.

Şimdilik İstanbul’da Akaretler ve Bomonti şubelerinde ve Ankara’da hizmet veren bu yeni konsept özellikle yaz aylarında ferahlatıcı içecekleriyle dikkat çekiyor.

Benim favorilerim Granita Çilek, Freddo Cappuccino Classic ve Freddo Espresso Classic oldu.

Tatlılara geçtiğimizde ise seçim yapmak neredeyse imkânsızdı. Sipariş üzerine özel şefi tarafından taptaze hazırlanan çıtır profiterol ve tiramisu arasında uzun süre kararsız kaldım. Sonunda ikisini de denedim ve ikisini de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

Ancak günün yıldızı benim için kesinlikle Çikonut oldu. Bugüne kadar birçok farklı yerde denemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki yediklerim arasında zirveye yerleşti.

Gittiğinizde mutlaka deneyin; sonrasında favoriniz hangisi oldu, benimle paylaşmayı unutmayın.

Begüm’ün Notu: Menüden tek bir şey seçecek olsam, gözüm kapalı Çikonut derim.

Avrupa Yakası’ndan ayrılıp Boğaz’ın karşı kıyısına geçerken bu kez rotam beni Beylerbeyi’nin sakin sokaklarına götürdü.

Beylerbeyi Sarayı’na yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Merci, sıcak atmosferi ve lezzetli menüsüyle kısa bir mola vermek isteyenler için oldukça keyifli bir durak.

Ev yapımı limonatası ve zengin kahvaltısı gerçekten başarılı olsa da beni en çok etkileyen kısmı tatlıları oldu. Daha kapıdan içeri adım attığımız anda mis gibi brownie kokusu bizi karşıladı. Açıkçası o kokudan sonra kalori hesabı yapmayı tamamen bıraktık ve hemen bir porsiyon söyledik.

İyi ki de tatlıya “hayır” diyemeyenlerdenim. Yoksa bu enfes lezzetten mahrum kalacaktım.

Begüm’ün Notu: Brownie kokusuna direnebilen varsa bana da sırrını anlatsın.

Şehrin temposuna kısa bir mola verdikten sonra bu kez vapura atlayıp rotamı İstanbul’un en huzurlu kaçış noktalarından biri olan Büyükada’ya çevirdim. Adanın huzurlu sokaklarında yürüdükten sonra ilk durağım tabii ki güzel bir sofra oldu.

Büyükada’nın en sevilen lezzet duraklarından biri olan Fıçı Balık, taptaze deniz ürünlerinden birbirinden lezzetli mezelerine, ev yapımı reçellerinden sıcak misafirperverliğine kadar her detayıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor.

İster gün batımında keyifli bir akşam yemeği, ister sakin bir ada sabahında uzun bir kahvaltı planlayın; burası her öğün için doğru adreslerden biri.

Menüde özellikle zeytinyağlı dolma ve roka salatasını gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Eminim denedikten sonra bana hak vereceksiniz. Yolunuz Büyükada’ya düşerse listenize mutlaka ekleyin.

Begüm’ün Notu: Masaya ilk gelecekler belli: Zeytinyağlı dolma ve roka salatası.

Büyükada’da günübirlik gezmek kadar birkaç gün konaklamanın da bambaşka bir keyfi var. Adadaki kaçamağım boyunca evim gibi hissettiren adres ise Ank’ada Ayanikola oldu.

Büyükada’nın huzurlu atmosferinde konaklamak isteyenler için Ank’ada Ayanikola, misafirperverliğiyle öne çıkan adreslerden biri. Biz otelde hem yağmurlu hem de güneşli iki gün geçirdiğimiz için iki farklı atmosferi de deneyimleme şansı yakaladık.

Hava şartları elverişli olduğunda misafirlerini iskeleden özel teknesiyle otele ulaştıran tesis, olumsuz hava koşullarında ise elektrikli araçlarla konforlu bir transfer hizmeti sunuyor. Ada içerisinde ulaşım için kullanılan elektrikli minibüsleri de tercih edebilirsiniz. Üstelik Akbil ve kredi kartı geçerli olduğu için ulaşım oldukça pratik.

Doğanın içinde huzurlu birkaç gün geçirmek isteyenler için Ank’ada Ayanikola, Büyükada’nın en keyifli konaklama alternatiflerinden biri.

Begüm’ün Notu: Yağmurlu ya da güneşli… Büyükada’nın her hali ayrı güzel.

Radisson Blu Hotel İstanbul Ottomare

Peki ya “Şehirden uzaklaşacak vaktim yok ama kendime de küçük bir kaçamak yapmak istiyorum.” diyenler? O zaman rotanın son durağı Zeytinburnu’ndaki Radisson Blu Hotel İstanbul Ottomare. Uzun yollar yapmadan da tatil hissini yaşayabileceğinizi hatırlatan bu otel, şehir içinde nefes alabileceğiniz keyifli bir kaçış noktası.

Özellikle çocuklu aileler ve otel konforundan vazgeçemeyenler için şehir içinde böyle bir kaçış noktası büyük avantaj sağlıyor.

Otelin içerisinde yer alan Sueno Spa Center’da açık ve kapalı yüzme havuzlarının yanı sıra spor salonu, sauna, hamam ve spa hizmetleri de bulunuyor.

Masaj bölümünde kişiye özel odaların yanında çiftlere özel VIP masaj odaları da mevcut. Günün tüm yorgunluğunu geride bıraktıktan sonra ise Fine Mare Restaurant’da lezzetli bir akşam yemeğiyle günü tamamlayabilirsiniz.

Bazen iyi hissetmek için şehir dışına çıkmaya gerek kalmıyor; doğru oteli seçmek yeterli oluyor.

Begüm’ün Notu: Bazen iyi hissetmek için şehir dışına çıkmak değil, doğru oteli seçmek yeterli oluyor.

İstanbul’un en güzel yanı, her semtinde bambaşka bir hikâye saklaması. Bu ay ben; Boğaz’ın eşsiz manzarasında film izledim, yeni lezzetler keşfettim, kahve molaları verdim, vapura atlayıp Büyükada’nın huzuruna kaçtım ve günü şehirden uzaklaşmadan tatil hissi yaşatan bir otelde noktaladım.

Belki siz de bu ay rotanızı bu önerilerden biriyle değiştirmek istersiniz. Eğer yollarımız bu duraklardan birinde kesişirse ya da önerilerimden birini denerseniz, yorumlarınızı duymayı çok isterim. Bir sonraki sayıda yeni rotalarda yeni bir mevsimde buluşmak üzere…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.