Yapraklar sararırken, ağaçlar kızıl tonlara bürünürken; balkabakları bahçeden sofralara, evlerimizin her bir köşesine yerleşirken… Sonbaharın kokusunu, rengini ve tadını beraberinde getiren Ekim’e hoş geldiniz.
Eylül benim için İstanbul’un yeniden hareketlendiği, yaz rehavetinin yerini etkinliklere, yeni keşiflere ve şehrin hiç bitmeyen temposuna bıraktığı bir ay oldu. Gastronomiden kahveye, spordan yeni mekânlara ve ödül gecelerine kadar İstanbul’un farklı yüzlerini deneyimlediğim dolu dolu bir ay geçirdim.

Eylül’de Neler Yaptım?
Ayın en keyifli başlangıçlarından biri The Gracee İstanbul’da teknede yaptığım lüks kahvaltı oldu. Boğaz manzarası eşliğinde, şehrin kalabalığından bir süreliğine uzaklaşıp güne denizin üzerinde başlamak gerçekten farklı bir deneyimdi. İstanbul’a bu kez karadan değil, Boğaz’ın üzerinden bakmak Eylül’ün aklımda kalan güzel anlarından biri oldu.

Ardından rotam Foodist Turizm Fuarı’na çevrildi. Turizm, seyahat ve gastronomi dünyasını bir araya getiren fuarda yeni destinasyonları ve sektördeki gelişmeleri yakından takip etme fırsatı buldum. Gastronomi ile seyahatin kesiştiği etkinlikler benim için her zaman ayrıca anlamlı.
Eylül’ün kahve tarafı da oldukça hareketliydi. 12. İstanbul Coffee Festival’de markalar, kavurucular, ekipmanlar ve kahve tutkunları bir araya geldi. Tadımlardan yeni keşiflere uzanan festival, kahvenin yalnızca bir içecek değil, başlı başına bir kültür olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Kahve dünyasındaki bir diğer durağım Tchibo x Alpro Barista Yarışması oldu. Farklı baristaların yaratıcılıklarını izlerken, iyi kahvenin yalnızca çekirdekten değil; fikirden, teknikten ve biraz da hikâyeden geçtiğini görmek güzeldi.
Eylül’ün bir diğer renkli durağı Şehre Fit Bir Dönüş etkinliği oldu. Spor, hareket, bakım ve eğlencenin bir araya geldiği etkinlik, yaz tatilinin ardından İstanbul’a dönerken güzel bir motivasyon alanı yarattı.
Yeni mekân keşiflerimde ise Bizon Burger’in Bahçelievler açılışı vardı. Klasik seçeneklerin yanı sıra farklı burger yorumlarıyla yeni bir adres olarak radarımıza girdi.
Eylül’ün en keyifli gecelerinden biri de Göktürk Dergisi 7. Başarı ve Onur Ödülleri oldu. Ümit Öner Medya’nın 20. yıl kutlamasıyla gerçekleşen gecede sanat ve medya dünyasından pek çok isim bir araya geldi. Gecenin kırmızı halısında ise bu kez çok daha tanıdık bir yüz vardı: canım arkadaşım Ecem Naz Tunca. Babası Hulusi Tunca adına “Unutulmayan Başarılı Gazeteci Onur Ödülü”nü alması, gecenin benim için en güzel detaylarından biriydi.

Gastronomi rotamda The One, Bağdat Caddesi de vardı. Farklı mutfaklardan ilham alan menüsü ve modern atmosferiyle keyifli sofralar için Eylül notlarıma eklediğim adreslerden biri oldu.
Eylül’ün son günlerinde ise beni çocukluğuma götüren bir deneyim yaşadım: Şahane Pazar Sahnede. Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahnelenen gösteri, Süheyl ve Behzat Uygur’un yıllarca ekranlarda iz bırakan Şahane Pazar programını yeniden seyirciyle buluşturuyor.
Çocukken büyük bir keyifle izlediğim bir programın yıllar sonra sahnede karşıma çıkması bende bambaşka bir his yarattı. Bazı şeylerin üzerinden yıllar geçiyor ama hafızamızdaki küçük mutluluklar hiç değişmiyor. Şahane Pazar, benim için biraz da çocukluğuma kısa bir ziyaret gibiydi.
Kısacası Eylül; kahvaltıdan kahve festivaline, yeni mekânlardan ödül gecelerine, spordan nostaljik sahnelere uzanan dopdolu bir ay oldu.

Peki Ekim’de Neler Var?
Sonbaharın İstanbul’a iyice yerleştiği, kültür-sanat sezonunun hareketlendiği ve restoranların mevsimsel ürünleri menülerine taşıdığı yeni bir ay bizi bekliyor.
Ekim denince akla ilk gelenlerden biri elbette Oktoberfest. İstanbul’daki farklı etkinliklerle Alman mutfağından lezzetler, canlı müzik ve festival atmosferi şehre taşınacak. Pretzel’den bratwurst’a uzanan seçeneklerle gastronomi tarafı da oldukça renkli olacak.
Bir diğer büyük başlık ise Halloween. Artık yalnızca 31 Ekim gecesinden ibaret olmayan Cadılar Bayramı; kostüm partileri, tematik yemekler, özel menüler, brunch’lar ve farklı etkinliklerle Ekim boyunca karşımıza çıkıyor. İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir, Antalya, Bursa ve Nevşehir’deki etkinlikleri de şimdiden ajandanıza ekleyebilirsiniz.
Ekim ayının en önemli günlerinden biri ise kuşkusuz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Türkiye’nin dört bir yanında konserlerden gösterilere, sergilerden özel etkinliklere kadar pek çok program olacak. Benim en sevdiğim kutlama noktalarından biri Bağdat Caddesi. Her yıl coşkuyla kutlanan etkinliklerin detayları genellikle son günlerde etkinlik ve belediye sayfalarında yayımlanıyor.
Sonbaharın gelişiyle gastronomi dünyasında da mevsim değişiyor. Kabak, mantar, kestane, nar, üzüm, elma ve armut gibi ürünler mutfaklarda daha fazla yer bulurken, restoran menülerinde de daha sıcak ve mevsimsel tabaklar göreceğiz.
İstanbul’un kültür-sanat sezonu da hız kazanıyor. Tiyatro oyunları, konserler, sergiler, müzikaller ve stand-up gösterileriyle şehir yeniden dolu dolu.
Tiyatro tarafında ise Süt Kardeşler, sonbahar akşamlarına nostaljik ve bol kahkahalı bir mola için güzel bir seçenek. Süheyl & Behzat Uygur Tiyatrosu’nun sahnelediği oyunda Ekin Gezer de rol alıyor. Klasik Türk tiyatrosunu sevenler için Ekim rotasına eklenebilecek keyifli bir alternatif.
Benim Ekim ajandamda ise şimdiden Oktoberfest, Halloween, 29 Ekim etkinlikleri, sonbahar menüleri, kahve ve tatlı rotaları, tiyatro oyunları, konserler, sergiler ve yeni mekân keşifleri var.
Eylül bize yazdan sonbahara güzel bir geçiş yaşattı. Ekim ise biraz daha renkli, biraz daha hareketli ve bolca lezzetli geçecek gibi görünüyor.
Yeni keşiflerde, yeni sofralarda ve şehrin bir sonraki hikâyesinde buluşmak üzere…
